GÜLDANE KAYA
Köşe Yazarı
GÜLDANE KAYA
 

Sığ Denize Bir Atlayış Daha… Bir Baba Daha Evine Dönemedi

Sığ Denize Bir Atlayış Daha… Bir Baba Daha Evine Dönemedi Bazı haberler vardır; okursunuz, üzülürsünüz ve geçersiniz. Bazı haberler ise insanın zihnine takılır. Günlerce, hatta yıllarca çıkmaz. Bugün 5 Eylül. Dünya Omurilik Felçlileri Günü… Tam da bugün, altı yıl önce yazdığım bir yazı yeniden karşıma çıktı. O gün, Alper Güneş’in hikâyesini anlatmıştım. İstanbul’dan Kemer’e tatile gelen Alper, denize başı önde atladığı sırada ağır bir omurilik yaralanması geçirmişti. O güne kadar hayatını kendi ayakları üzerinde sürdüren genç bir insan, bir anda yatağa bağımlı hâle gelmişti. Ben o gün yalnızca bir insanın yaşadığı acıyı anlatmamıştım. Aslında hepimize bir soru sormuştum: Bir anlık dikkatsizlik, bir ömrün yönünü değiştirebilir mi? Bugün aynı soruyu yeniden sormak zorunda kalıyorum. Çünkü 4 Eylül’de Alanya’nın Konaklı bölgesinde tatil yapan 39 yaşındaki Arif Erman, otelin iskelesinde denize başı önde atladı. Suyun oldukça sığ olduğu bildirilen bölgede ağır yaralanan Erman, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen 5 Eylül sabahı yaşamını yitirdi. Arif Erman evliydi. Üç çocuk babasıydı. Tatile gelmişti. Ama evine dönemedi. İşte insanın içini en çok acıtan da bu. Bir haber cümlesinde “39 yaşındaki adam” diye geçen kişi, bir evde çocuklarının babasıydı. Bir eşin hayat arkadaşıydı. Bir ailenin tamamlayıcı parçasıydı. Şimdi o evde bir sandalye boş kalacak. Bir kapı açıldığında artık aynı kişi içeri girmeyecek. Üç çocuk, babalarının sesini, gülüşünü, sarılışını özleyecek. Ve bütün bunlar, yalnızca birkaç saniyeye sığan bir kararın ardından yaşanacak. Bazen insanın kendine söylediği en tehlikeli cümle şudur: “Bana bir şey olmaz.” Oysa hayatın garantisi yoktur. Bir saniye önce her şey normaldir. Bir saniye sonra hayatınızın geri kalanı değişebilir. Denize başı önde atlamak, özellikle suyun derinliğinin bilinmediği ya da sığ olduğu yerlerde ağır yaralanmalara ve ölüme yol açabilecek ciddi bir risk taşır. Bunun için yıllardır uyarılar yapılıyor. İşaretler konuluyor. Kurallar belirleniyor. Peki biz ne zaman ciddiye alıyoruz? Başımıza geldikten sonra mı? Bir yakınımızı kaybettikten sonra mı? Bir aile dağıldığında mı? Altı yıl önce Alper’in hikâyesini yazdığımda bunun bir daha yaşanmayacağını umut etmiştim. Bugün aynı gün aynı acının başka bir aileye dokunduğunu görmek, insanın yüreğini daha da ağırlaştırıyor. Dünya Omurilik Felçlileri Günü’nün amacı yalnızca bir günü takvimde işaretlemek değil. Omurilik yaralanmalarının önlenmesine, bu yaralanmalarla yaşayan insanların hayatına ve toplumun sorumluluğuna dikkat çekmek. Çünkü farkındalık, yalnızca konuşmak değildir. Farkındalık, davranışı değiştirmektir. Bir uyarı levhasını görmek… Suyun derinliğini bilmeden atlamamak… Tehlikeli bir hareketi “bir kereden bir şey olmaz” diyerek normalleştirmemek… Bunların her biri bir hayatın devam etmesi kadar değerlidir. Ben yıllardır engelli bireylerin hayatın içinde eşit ve güvenli biçimde yer alabilmesi için mücadele eden biri olarak şunu çok iyi biliyorum: Bir insanın hayatını değiştirmek bazen büyük projelerle değil, küçücük bir önlemle mümkün olur. Bir rampa bir insanın hayatını kolaylaştırabilir. Bir güvenlik önlemi bir hayat kurtarabilir. Bir uyarıya kulak vermek, bir ailenin geleceğini değiştirebilir. O yüzden bugün bir kez daha söylüyorum: Bir anlık heyecan için bir ömrü riske atmayın. Çünkü bazı hataların telafisi yoktur. Ve bazı insanlar, bir daha eve dönememek üzere çıktıkları o son yolculuğa aslında yalnızca birkaç saniye önce başlamıştır. Keşke altı yıl önce yazdığım yazı bugün yeniden anlam kazanmasaydı. Keşke bugün bu satırları başka bir nedenle yazsaydım. Keşke üç çocuk, babalarının cenazesini karşılamak yerine babalarının dönüşünü bekleseydi. Hayat çok kısa. Lütfen kendinize, sevdiklerinize ve sizi evde bekleyenlere karşı daha dikkatli olun. Çünkü tatilin en güzel sonu, eve sağ salim dönmektir.
Ekleme Tarihi: 06 Eylül 2026 -Pazar

Sığ Denize Bir Atlayış Daha… Bir Baba Daha Evine Dönemedi

Sığ Denize Bir Atlayış Daha… Bir Baba Daha Evine Dönemedi
Bazı haberler vardır; okursunuz, üzülürsünüz ve geçersiniz. Bazı haberler ise insanın zihnine takılır. Günlerce, hatta yıllarca çıkmaz.
Bugün 5 Eylül.
Dünya Omurilik Felçlileri Günü…
Tam da bugün, altı yıl önce yazdığım bir yazı yeniden karşıma çıktı.
O gün, Alper Güneş’in hikâyesini anlatmıştım.
İstanbul’dan Kemer’e tatile gelen Alper, denize başı önde atladığı sırada ağır bir omurilik yaralanması geçirmişti. O güne kadar hayatını kendi ayakları üzerinde sürdüren genç bir insan, bir anda yatağa bağımlı hâle gelmişti.
Ben o gün yalnızca bir insanın yaşadığı acıyı anlatmamıştım.
Aslında hepimize bir soru sormuştum:
Bir anlık dikkatsizlik, bir ömrün yönünü değiştirebilir mi?
Bugün aynı soruyu yeniden sormak zorunda kalıyorum.
Çünkü 4 Eylül’de Alanya’nın Konaklı bölgesinde tatil yapan 39 yaşındaki Arif Erman, otelin iskelesinde denize başı önde atladı. Suyun oldukça sığ olduğu bildirilen bölgede ağır yaralanan Erman, hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen 5 Eylül sabahı yaşamını yitirdi.
Arif Erman evliydi.
Üç çocuk babasıydı.
Tatile gelmişti.
Ama evine dönemedi.
İşte insanın içini en çok acıtan da bu.
Bir haber cümlesinde “39 yaşındaki adam” diye geçen kişi, bir evde çocuklarının babasıydı. Bir eşin hayat arkadaşıydı. Bir ailenin tamamlayıcı parçasıydı.
Şimdi o evde bir sandalye boş kalacak.
Bir kapı açıldığında artık aynı kişi içeri girmeyecek.
Üç çocuk, babalarının sesini, gülüşünü, sarılışını özleyecek.
Ve bütün bunlar, yalnızca birkaç saniyeye sığan bir kararın ardından yaşanacak.
Bazen insanın kendine söylediği en tehlikeli cümle şudur:
“Bana bir şey olmaz.”
Oysa hayatın garantisi yoktur.
Bir saniye önce her şey normaldir.
Bir saniye sonra hayatınızın geri kalanı değişebilir.
Denize başı önde atlamak, özellikle suyun derinliğinin bilinmediği ya da sığ olduğu yerlerde ağır yaralanmalara ve ölüme yol açabilecek ciddi bir risk taşır. Bunun için yıllardır uyarılar yapılıyor. İşaretler konuluyor. Kurallar belirleniyor.
Peki biz ne zaman ciddiye alıyoruz?
Başımıza geldikten sonra mı?
Bir yakınımızı kaybettikten sonra mı?
Bir aile dağıldığında mı?
Altı yıl önce Alper’in hikâyesini yazdığımda bunun bir daha yaşanmayacağını umut etmiştim.
Bugün aynı gün aynı acının başka bir aileye dokunduğunu görmek, insanın yüreğini daha da ağırlaştırıyor.
Dünya Omurilik Felçlileri Günü’nün amacı yalnızca bir günü takvimde işaretlemek değil. Omurilik yaralanmalarının önlenmesine, bu yaralanmalarla yaşayan insanların hayatına ve toplumun sorumluluğuna dikkat çekmek.
Çünkü farkındalık, yalnızca konuşmak değildir.
Farkındalık, davranışı değiştirmektir.
Bir uyarı levhasını görmek…
Suyun derinliğini bilmeden atlamamak…
Tehlikeli bir hareketi “bir kereden bir şey olmaz” diyerek normalleştirmemek…
Bunların her biri bir hayatın devam etmesi kadar değerlidir.
Ben yıllardır engelli bireylerin hayatın içinde eşit ve güvenli biçimde yer alabilmesi için mücadele eden biri olarak şunu çok iyi biliyorum:
Bir insanın hayatını değiştirmek bazen büyük projelerle değil, küçücük bir önlemle mümkün olur.
Bir rampa bir insanın hayatını kolaylaştırabilir.
Bir güvenlik önlemi bir hayat kurtarabilir.
Bir uyarıya kulak vermek, bir ailenin geleceğini değiştirebilir.
O yüzden bugün bir kez daha söylüyorum:
Bir anlık heyecan için bir ömrü riske atmayın.
Çünkü bazı hataların telafisi yoktur.
Ve bazı insanlar, bir daha eve dönememek üzere çıktıkları o son yolculuğa aslında yalnızca birkaç saniye önce başlamıştır.
Keşke altı yıl önce yazdığım yazı bugün yeniden anlam kazanmasaydı.
Keşke bugün bu satırları başka bir nedenle yazsaydım.
Keşke üç çocuk, babalarının cenazesini karşılamak yerine babalarının dönüşünü bekleseydi.
Hayat çok kısa.
Lütfen kendinize, sevdiklerinize ve sizi evde bekleyenlere karşı daha dikkatli olun.
Çünkü tatilin en güzel sonu, eve sağ salim dönmektir.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber380.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.