Akçakoca genelinde yıllardır asfalt yüzü görmeyen yollar, ilçeyi adeta köstebek yuvasına çevirmiş durumda. Nereye giderseniz gidin, manzara aynı: çukurlar, bozuk satıhlar, yamalar… Akçakoca’da düzgün yol bulmak neredeyse imkânsız hâle geldi.
Gelelim sokaktaki gerçekliğe…
Akçakoca’nın delik deşik olmuş yollarını defalarca yazmama rağmen ne yazık ki hâlâ kimse taşın altına elini koymuyor. Her gün haber merkezimize sayısız mesaj geliyor. Vatandaşlar isyan ediyor. Kimi yaşadığı sokağın fotoğrafını gönderiyor, kimi mahallesinin yollarını gösteriyor, kimi cadde ve sokak isimlerini tek tek yazarak şikâyetini dile getiriyor. Şikâyetler artarak devam ediyor.
Herkesin arabası var, çocuğu var, işe gidecek, okula gidecek… Bu yollarla bu işler nasıl olacak? Yağmurda çamurdan, kışın sudan yürünmüyor. Arabanız varsa ön takım dağılıyor, bebek arabasıyla sokağa çıkmaya kalksanız tam bir rezalet. Ana arterler ayrı dert, ara sokaklar ayrı… Ara sokaklardaki yolların hâli ise adeta içler acısı.
Araç kullanırken sürekli tedirginiz. Korkarak direksiyon başına geçiyoruz. Neden mi?
Yollardaki çukurlar yüzünden…
Zaten sanayiye düşenin Allah yardımcısı olsun.
Akçakoca’ya bu köstebek yuvası yollar hiç yakışmıyor. Bu sorun yeni değil, yıllardır var. Eminim benim gibi birçok sürücü de aynı dertten muzdarip. Hatta öyle ki, yolda giderken kendimizi Survivor yarışmasındaymış gibi hissediyoruz. Bir çukur gördüğümüz anda içine düşmemek için manevra üstüne manevra yapıyoruz. Buna kim itiraz edebilir?
Bizler yollarda gönül rahatlığıyla gitmek istiyoruz; korkarak değil. Zaten ekonomik şartlar ortada. Bir aracın bozulması demek, çoğu insan için altından kalkılması zor bir masraf demek.
Kısacası, belediyelerin bu sorunun farkında olduklarını düşünüyorum. O hâlde bir an önce bu köstebek yuvasına dönen yolların onarımına başlanmalıdır. Trafik çilesi zaten başlı başına bir sorunken, bozuk yollar bu çileyi katbekat artırıyor. Bu tablo Akçakoca’ya yakışmıyor.
Yazının başında da söylediğim gibi, Akçakoca’da sorun çok; saymakla bitmiyor. Ama bizler daha yaşanabilir bir kent için yazmaya, söylemeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Çünkü bu kent hepimizin.
Vatandaşlar belediyeyi arıyor, dilekçe veriyor, e-posta atıyor, CİMER’e yazıyor… Ama derdine çare bulamıyor. Bir yetkilinin çıkıp, “Bu basit sorunu neden çözemiyoruz?” sorusuna vatandaşı ikna edecek bir açıklama yapması gerekiyor.
Sorun belli.
Çözüm belli.
Umarım bu kez görmezden gelinmez…