NURİ ÇETİN
Köşe Yazarı
NURİ ÇETİN
 

ESKİ DÜZCE Lİ YAZDI

Günaydın, Hayırlı Sabahlar, Bir Pazar sabahından Tüm dostlarıma Merhaba diyorum... Efendim; Çoktandır bir şeyler yazıp çizmedik,bu gün bir şeyler yazmak geldi içimden... Bu fakiri tanımayanlar,az tanıyanlar,ya da hiç tanımayıp merak edenler için bugün bir şeyler yazmak istedim. Sürçi lîsân edersek affola.! 1959 yılının 28 Nisanında Düzce'de doğdum. Hamidiye ilkokulu, sonra İmam Hatip lisesi, Askerlik Bursa Yenişehir ve çok uzun süren değişik sektörlerde esnaflık hayatım ve 2002 yılında emeklilik... Nuri Çetin; Emekli olamazdı, Emeklilik ona yakışmazdı, Daha çalışmalı, Bir şeyler yapmalıydı, Kendi için olmasa da,1876 yılında bu şehre ayak basan ataları, dedeleri bu şehirde yaşayıp, bu şehirde vefat ettikleri,bu şehrin havasını soluyup,bu şehirde karın doyurdukları,bu şehire onların vefa borcunu ödemek için Nuri Çetin bir şeyler daha yapmalıydı. İşte; Sürekli şahsıma sorulan " Eski Düzce'li nedir bu yaaaa, Eski Düzce'li "sorularının cevabı tam da az önceki satırlarda yatıyor aslında... Evet; Tabii ki Eski Düzce'li yim ben.! Atalarımın bu şehre avdeti 1876 dır. Baba dedem, Trablusgarp'ta Mustafa Kemal Atatürk ile aynı cephede bulunmuş, sonra Küttül ammare'de savaşmış, İngilizlere esir düşerek 8 sene esaret hayatı yaşamış bir Gazi olan, Düzce'li Hüseyin Çavuştur. Anne dedem; İlk meclisi mebusan da askerlik yapmış, Mustafa Kemal Atatürk'ün tarihi meclis konuşmalarını bizzat dinlemiş,onu görmüş Son Osmanlı askeri Düzce'li Mehmet Onbaşıdır. Rahmeti Rahman'a kavuşmuş tüm atalarımın bu şehre ayak basışları 1876 olup hepsi Eski Düzce'li dir. Bu cümleyi kendime şiar edindim ve bu isimle anılır, söylenir oldum... Emeklilik sonrası, Otobüs mola istasyonlarında şeflik, kasiyer ve müdür olarak çalıştım. Sonra basın ve yayın hayatım başladı. Atalarımdan, aile büyüklerinden dinlediğim Eski Düzce tarihine fotoğraf ve belge arayışlarım başladı. Merhum, Belediye Bandosunun kurucusu Veıs Özkurt, merhum Mustafa Kazokoğlu, merhum Güneş Fırat, merhum (Köse) Kadir Özçelik, Ve adını unuttuğum bir çok yaşlı büyüğümden bıkmadan usanmadan, gece gündüz demeden bilgiler, belgeler alıp Eski Düzce'mizin izini sürdüm... Yine kendilerine danışıp,şu anda hayatta olan çok değerli bir çok büyüklerime de şükran ve minnetlerimi sunuyorum. Eski Düzce birikim bilgi ve belgelerim sonucu, Düzce Belediyesi Başkanımız sayın Dr.Faruk Özlü beyefendinin destek ve takdirleri ile Düzce'de bugüne kadar açılmış en büyük Eski Düzce fotoğrafları sergisini açarak, Düzce halkına 7 gün süreyle Eski Düzce fotoğraflarını görme imkanı sundum. Bu şehrin en eski,en büyük Gazetecisi merhum Bedrettin MARADİT'in oğlu sayın Fatih Melih Maradit Bey'in gazetesi Burası Düzce ailesine katıldım. Pandemi'de, Sel felaketinde, Kâh Pazaryerinde,kâh millet Bahçesinde vatandaşa mikrofon kamera tutarak vatandaşın dertlerini sorunları dinledim, canlı yayınlar yapıp, makale ve sohbet yazıları yazdım. Boynunda Canon bilmem kaç kamerası taşıyanlar evlerinde otururken bu fakir hep sokaklardaydı ve o günlerde bu işleri yaparken de, Çalışan Gazeteci, Çalışmayan Gazeteci diye bir kavramı aklımın ucundan bile geçirmedim.! Benim için Gazeteci, Her zaman her yerde Gazeteci idi. Düzce Kent Konseyine davet edilerek, Ahî Evran Çalışma grubu, Spor Çalışma grubu, Ve başka grupların ön çalışma gruplarına katıldım. Küresel Gazeteciler Derneği ve Düzce Gazeteciler Derneği üyesi oldum. Düzce Kırım Türkleri Derneği'ne davet edilerek, Düzce Kırım Türkleri Derneği Basın Sözcüsü olarak taltif edildim. Düzce Belediye Başkanımız sayın Faruk Özlü, Konuralp Belediye Binasında tam donanımlı bir ofis tahsis ederek, çalışmalarım için çok büyük katkıda bulundu. Analiz Medya AŞ.TV. Basın Yayın kurumu imtiyaz sahibi sayın Murat Albayrakoğlu tarafından Analiz Medya'da ve Objektif Haber Ajansı imtiyaz sahibi sayın Erol Tayhan bey ile çalışma imkanı buldum. Sosyal Yöndeki bu Olumlu çalışmalarımı çok değerli bulan Düzce Belediye Başkanımızın sayın Dr.Faruk Özlü bey tarafından Düzce Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğünde Taziye Ekibi görevi ile onurlandırıldım, Şahsıma tevdî edilen bu ulvî vazifeyi hâlen yapmaya devam ediyorum. Efendim; Buraya kadar, Sabırla bu yazımı okuduğunuz için de ayrıca Teşekkür ediyorum. Ba Husus; Efendim; Geçtiğimiz günlerde Üstad Fatih Maradit bir yazısında şöyle diyordu. " Güzel izler bırakmaya gelmedik mi bu dünyaya?.. Belki biraz anılardan, belki de bu şehrin değerlerinden söz etmenin vakti gelmiştir artık. Sizce de öyle değil mi?.. Kişinin bırakacağı en Büyük Miras: Hoş Bir Sadâ "Güzel izler bırakmak"tır... Diyordu Fatih bey yazısında. Yaşadığımız şehirde Bazen birinin kederli,dertli ve üzgün bir anında yanında durmak, bazen de şehrin kültürünü, komşuluk hukukunu ve o kadim değerlerini yarınlara taşımaktır Hoş Seda bırakmak. Anılarımızı tazelemek, şehrimizin değerlerini yüksek sesle konuşmak ve "Ben buradaydım,bu şehri çok sevdim, emek verdim" diyebilmektir Hoş Seda bırakmak. Ömür bittiğinde elimizde kalan ne maldır ne mülk; sadece yaşadığımız şehirdeki insanların yüzünde bıraktığımız o tebessüm ve " iyi insandı" dedirten o onurlu gölgedir Hoş Seda bırakmak. Ne diyor Füruğ Ferruhzad, "Kuş ölür, sen uçuşunu hatırla." Bu dünyadan göçtükten sonra, Hoş Seda bırakmak, İyi bir insandı dedirtebilmek, bu fakire'de nasip olur İnşallah... Efendim; Bu duygu ve düşüncelerle, tüm dostlarıma güzel bir Pazar günü geçirmenizi temenni ediyorum... Allah'a emanet olunuz...
Ekleme Tarihi: 01 Şubat 2026 -Pazar

ESKİ DÜZCE Lİ YAZDI

Günaydın,
Hayırlı Sabahlar,
Bir Pazar sabahından
Tüm dostlarıma
Merhaba diyorum...
Efendim;
Çoktandır bir şeyler yazıp çizmedik,bu gün bir şeyler yazmak geldi içimden...
Bu fakiri tanımayanlar,az tanıyanlar,ya da hiç tanımayıp merak edenler için bugün bir şeyler yazmak istedim.
Sürçi lîsân edersek affola.!
1959 yılının 28 Nisanında Düzce'de doğdum.
Hamidiye ilkokulu, sonra İmam Hatip lisesi, Askerlik Bursa Yenişehir ve çok uzun süren değişik sektörlerde esnaflık hayatım ve 2002 yılında emeklilik...
Nuri Çetin;
Emekli olamazdı,
Emeklilik ona yakışmazdı,
Daha çalışmalı,
Bir şeyler yapmalıydı,
Kendi için olmasa da,1876 yılında bu şehre ayak basan ataları, dedeleri bu şehirde yaşayıp, bu şehirde vefat ettikleri,bu şehrin havasını soluyup,bu şehirde karın doyurdukları,bu şehire onların vefa borcunu ödemek için Nuri Çetin bir şeyler daha yapmalıydı.
İşte;
Sürekli şahsıma sorulan " Eski Düzce'li nedir bu yaaaa, Eski Düzce'li "sorularının cevabı tam da az önceki satırlarda yatıyor aslında...
Evet;
Tabii ki Eski Düzce'li yim ben.!
Atalarımın bu şehre avdeti 1876 dır.
Baba dedem,
Trablusgarp'ta Mustafa Kemal Atatürk ile aynı cephede bulunmuş, sonra Küttül ammare'de savaşmış, İngilizlere esir düşerek 8 sene esaret hayatı yaşamış bir Gazi olan, Düzce'li Hüseyin Çavuştur.
Anne dedem;
İlk meclisi mebusan da askerlik yapmış, Mustafa Kemal Atatürk'ün tarihi meclis konuşmalarını bizzat dinlemiş,onu görmüş Son Osmanlı askeri Düzce'li Mehmet Onbaşıdır.
Rahmeti Rahman'a kavuşmuş tüm atalarımın bu şehre ayak basışları 1876 olup hepsi Eski Düzce'li dir.
Bu cümleyi kendime şiar edindim ve bu isimle anılır, söylenir oldum...
Emeklilik sonrası,
Otobüs mola istasyonlarında şeflik, kasiyer ve müdür olarak çalıştım.
Sonra basın ve yayın hayatım başladı.
Atalarımdan, aile büyüklerinden dinlediğim Eski Düzce tarihine fotoğraf ve belge arayışlarım başladı.
Merhum, Belediye Bandosunun kurucusu Veıs Özkurt, merhum Mustafa Kazokoğlu, merhum Güneş Fırat, merhum
(Köse) Kadir Özçelik,
Ve adını unuttuğum bir çok yaşlı büyüğümden bıkmadan usanmadan, gece gündüz demeden bilgiler, belgeler alıp Eski Düzce'mizin izini sürdüm...
Yine kendilerine danışıp,şu anda hayatta olan çok değerli bir çok büyüklerime de şükran ve minnetlerimi sunuyorum.
Eski Düzce birikim bilgi ve belgelerim sonucu,
Düzce Belediyesi Başkanımız sayın Dr.Faruk Özlü beyefendinin destek ve takdirleri ile Düzce'de bugüne kadar açılmış en büyük Eski Düzce fotoğrafları sergisini açarak, Düzce halkına 7 gün süreyle Eski Düzce fotoğraflarını görme imkanı sundum.
Bu şehrin en eski,en büyük Gazetecisi merhum Bedrettin MARADİT'in oğlu sayın Fatih Melih Maradit Bey'in gazetesi
Burası Düzce ailesine katıldım.
Pandemi'de,
Sel felaketinde,
Kâh Pazaryerinde,kâh millet Bahçesinde vatandaşa mikrofon kamera tutarak vatandaşın dertlerini sorunları dinledim, canlı yayınlar yapıp, makale ve sohbet yazıları yazdım.
Boynunda Canon bilmem kaç kamerası taşıyanlar evlerinde otururken bu fakir hep sokaklardaydı ve o günlerde bu işleri yaparken de,
Çalışan Gazeteci,
Çalışmayan Gazeteci diye bir kavramı aklımın ucundan bile geçirmedim.!
Benim için Gazeteci,
Her zaman her yerde
Gazeteci idi.
Düzce Kent Konseyine davet edilerek,
Ahî Evran Çalışma grubu,
Spor Çalışma grubu,
Ve başka grupların ön çalışma gruplarına katıldım.
Küresel Gazeteciler Derneği ve Düzce Gazeteciler Derneği üyesi oldum.
Düzce Kırım Türkleri Derneği'ne davet edilerek,
Düzce Kırım Türkleri Derneği Basın Sözcüsü olarak taltif edildim.
Düzce Belediye Başkanımız sayın Faruk Özlü, Konuralp Belediye Binasında tam donanımlı bir ofis tahsis ederek, çalışmalarım için çok büyük katkıda bulundu.
Analiz Medya AŞ.TV.
Basın Yayın kurumu imtiyaz sahibi sayın Murat Albayrakoğlu tarafından Analiz Medya'da ve Objektif Haber Ajansı imtiyaz sahibi sayın Erol Tayhan bey ile çalışma imkanı buldum.
Sosyal Yöndeki bu Olumlu çalışmalarımı çok değerli bulan Düzce Belediye Başkanımızın sayın Dr.Faruk Özlü bey tarafından Düzce Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğünde Taziye Ekibi görevi ile onurlandırıldım,
Şahsıma tevdî edilen bu ulvî vazifeyi hâlen yapmaya devam
ediyorum.
Efendim;
Buraya kadar,
Sabırla bu yazımı okuduğunuz için de ayrıca Teşekkür ediyorum.
Ba Husus;
Efendim;
Geçtiğimiz günlerde Üstad Fatih Maradit
bir yazısında şöyle diyordu.
" Güzel izler bırakmaya gelmedik mi bu dünyaya?..
Belki biraz anılardan, belki de bu şehrin değerlerinden söz etmenin vakti gelmiştir artık.
Sizce de öyle değil mi?..
Kişinin bırakacağı en Büyük Miras:
Hoş Bir Sadâ
"Güzel izler bırakmak"tır...
Diyordu Fatih bey yazısında.
Yaşadığımız şehirde Bazen birinin kederli,dertli ve üzgün bir anında yanında durmak, bazen de şehrin kültürünü, komşuluk hukukunu ve o kadim değerlerini yarınlara taşımaktır Hoş Seda bırakmak.
Anılarımızı tazelemek, şehrimizin değerlerini yüksek sesle konuşmak ve "Ben buradaydım,bu şehri çok sevdim, emek verdim" diyebilmektir Hoş Seda bırakmak.
Ömür bittiğinde elimizde kalan ne maldır ne mülk; sadece yaşadığımız şehirdeki insanların yüzünde bıraktığımız o tebessüm ve
" iyi insandı" dedirten o onurlu gölgedir Hoş Seda bırakmak.
Ne diyor
Füruğ Ferruhzad,
"Kuş ölür, sen uçuşunu hatırla."
Bu dünyadan göçtükten sonra,
Hoş Seda bırakmak,
İyi bir insandı dedirtebilmek,
bu fakire'de nasip olur İnşallah...
Efendim;
Bu duygu ve düşüncelerle, tüm dostlarıma güzel bir Pazar günü geçirmenizi temenni ediyorum...
Allah'a emanet olunuz...
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber380.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.