KARADENİZ’DE YENİ TARTIŞMA: KAFES BALIKÇILIĞI
KARADENİZ’DE YENİ TARTIŞMA: KAFES BALIKÇILIĞI
Karadeniz’de son yıllarda HES’ler, dere ıslahları, taş ocakları, maden projeleri ve “Yeşil Yol” gibi tartışmalı projelerin ardından şimdi de kafes balıkçılığı gündemde. Deniz ve tatlı sularda balıkların kafesler içerisinde dışarıdan yem verilerek yetiştirilmesi olarak tanımlanan kafes balıkçılığı, bölgedeki küçük ölçekli balıkçılar ve çevre açısından yeni bir tartışmanın kapısını araladı.
Karadeniz’de son yıllarda HES’ler, dere ıslahları, taş ocakları, maden projeleri ve “Yeşil Yol” gibi tartışmalı projelerin ardından şimdi de kafes balıkçılığı gündemde. Deniz ve tatlı sularda balıkların kafesler içerisinde dışarıdan yem verilerek yetiştirilmesi olarak tanımlanan kafes balıkçılığı, bölgedeki küçük ölçekli balıkçılar ve çevre açısından yeni bir tartışmanın kapısını araladı.
Karadeniz’de özellikle kıyı balıkçılarının av sahalarının kafes balıkçılığı projeleri nedeniyle daralacağı yönündeki endişeler dikkat çekiyor. Balıkçılar, kafeslerin kurulacağı alanların başta hamsi, istavrit, mezgit, barbun, kalkan ve palamut olmak üzere birçok türün avlandığı bölgeler olduğunu belirterek, deniz alanlarının kullanımının kendileri açısından ciddi sorun yaratacağını ifade ediyor.
“TONLARCA YEM DENİZE BIRAKILACAK”
Kafes balıkçılığına yönelik en önemli çevresel eleştirilerden biri ise yetiştiricilik sırasında kullanılan yemlerin deniz ekosistemine etkisi.
Kafeslerde yetiştirilen balıkların kısa sürede büyütülebilmesi amacıyla yüksek miktarda yem kullanıldığı, yemlerin tamamının balıklar tarafından tüketilmediği ve bir bölümünün deniz tabanına çöktüğü belirtiliyor.
Uzmanlar ve bölgedeki çevreciler, dipte biriken organik maddelerin zaman içerisinde azot ve fosfor yükünü artırabileceğine, bunun da mikroorganizma faaliyetlerini ve oksijen tüketimini yükselterek su ekosistemini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekiyor.
DOĞAL DENGE BOZULABİLİR UYARISI
Kafeslerin bulunduğu alanlarda yoğun balık popülasyonu oluşmasının doğal ekosistem üzerinde baskı oluşturabileceği belirtilirken, yem artıklarının kafes dışındaki balık türlerini de etkileyebileceği ifade ediliyor.
Özellikle uzun yıllar aynı bölgede sürdürülen yoğun yetiştiriciliğin deniz tabanında organik ve kimyasal birikimlere neden olabileceği, bunun da bölgedeki doğal flora ve fauna üzerinde baskı oluşturabileceği yönündeki endişeler dile getiriliyor.
Kafeslerin içerisinde yoğun balık yaşamı nedeniyle hastalık ve parazit riskinin de ortaya çıkabileceği, bu hastalıklarla mücadelede kullanılan ilaç ve kimyasalların çevreye yayılmasının ise ayrıca araştırılması gereken bir konu olduğu belirtiliyor.
“DENİZİN TAPUSU OLMAZ”
Bölgedeki balıkçılar ise kafeslerin avlanma sahalarını daraltmasından endişeli.
Balıkçılar, kafeslerin çevresinde belirli mesafelerde avcılığın kısıtlanmasının özellikle hareketli ağlarla yapılan palamut avcılığı gibi faaliyetleri olumsuz etkileyebileceğini savunuyor.
Balıkçılar tarafından, “Denizin tapusu olmaz. Deniz herkesindir” ifadeleriyle dile getirilen tepkilerde, kafeslerin kurulmasıyla birlikte geleneksel kıyı balıkçılığının giderek daha fazla alan kaybedebileceği vurgulanıyor.
İddialara göre 40 kafesten oluşan bir tesisin yaklaşık 90 dönümlük deniz alanını kapsayabileceği belirtilirken, bu durumun küçük ölçekli balıkçıların avlanma alanları üzerindeki etkisi de tartışılıyor.
250 KÜÇÜK BALIKÇININ AVLAK SAHASI TEHLİKEDE Mİ?
Kafes balıkçılığı projelerine yönelik bir diğer eleştiri ise kıyıdaki küçük balıkçıların geçim kaynakları üzerinden geliyor.
Bölgedeki bazı değerlendirmelere göre, söz konusu projelerin hayata geçirilmesi halinde sahil bandında faaliyet gösteren yaklaşık 250 küçük kıyı balıkçısının avlak sahalarının daralabileceği öne sürülüyor.
Balıkçılar, deniz alanlarının yalnızca yetiştiricilik amacıyla kullanılmasının kıyı balıkçılığını ekonomik açıdan zor durumda bırakabileceğini belirterek, projelerin çevresel ve sosyal etkilerinin birlikte değerlendirilmesini istiyor.
EN ÇOK SOMON YETİŞTİRİLİYOR
Kafes balıkçılığı denildiğinde bölgede özellikle somon yetiştiriciliği öne çıkıyor. Somonun kafes sistemlerinde yoğun şekilde yetiştirilmesi, kullanılan yem miktarı, yetiştiricilik yoğunluğu ve tesislerin deniz ekosistemiyle etkileşimi konusundaki tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Karadeniz’de balıkçılar bir taraftan denizlerdeki doğal balık stoklarının korunmasını, diğer taraftan ise yetiştiricilik faaliyetlerinin çevreye zarar vermeden yürütülmesini istiyor.
“KARADENİZ’DE MÜSİLAJ RİSKİ OLUŞUR MU?”
Kafes balıkçılığına karşı çıkanların en önemli endişelerinden biri de denizde besin maddelerinin artmasının uzun vadede ekolojik sorunlara yol açabileceği yönünde.
Azot ve fosfor miktarındaki artışın mikroorganizma faaliyetlerini artırabileceği, bunun sonucunda sudaki oksijen tüketiminin yükselerek ekosistemde dengesizliklere neden olabileceği ifade ediliyor.
Bazı çevreciler ve balıkçılar ise bu süreçlerin kontrolsüz şekilde ilerlemesi halinde Karadeniz’de de Marmara Denizi’nde yaşanan müsilaj benzeri sorunların ortaya çıkabileceği endişesini taşıyor.
Ancak bu konuda “Karadeniz’de kesin olarak müsilaj yaşanacak” şeklinde bir sonuca varmak yerine, her projenin kapasitesi, bulunduğu alan, su akıntıları, yem miktarı ve çevresel etkilerinin bilimsel çalışmalarla ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
“KARADENİZ’İN GELECEĞİ KORUNMALI”
Karadeniz’de kafes balıkçılığı tartışması büyürken, bölgedeki balıkçılar ve çevre savunucuları projelerin yalnızca ekonomik boyutuyla değil, deniz ekosistemi ve kıyı balıkçılarının geleceği açısından da ele alınmasını istiyor.
Denizlerin doğal balık stoklarının, kıyı balıkçılığının ve vatandaşların denize erişiminin korunması gerektiğini savunan kesimler, kafes balıkçılığı projeleri için kapsamlı çevresel etki değerlendirmeleri yapılmasını ve kamuoyunun bilgilendirilmesini talep ediyor.
Karadeniz’de şimdi gözler, kafes balıkçılığı projelerinin hangi alanlarda uygulanacağına, çevresel etkilerinin nasıl denetleneceğine ve küçük ölçekli balıkçıların avlanma sahalarının nasıl korunacağına çevrilmiş durumda.
Karadeniz’in geleceği için soru ise açık: Denizler, doğal balıkçılık ile yetiştiricilik faaliyetleri arasında nasıl bir dengeyle kullanılacak?
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

