Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
EYYÜP AYDIN
Köşe Yazarı
EYYÜP AYDIN
 

DOĞRUYLA YALANIN MÜCADELESİ...

  DOĞRUYLA YALANIN MÜCADELESİ... Değerli okurlar daha önce yayınladığım bu yazımı gördüğüm lüzum üzerine bir daha yayınlıyorum. İster siyaset kurumunda olsun, ister kurum ve kuruluşlarda olsun. Aslında hayatımızın her safhasında karşı karşıya geldiğimiz anlaşmazlıkların temelinde doğruyla yalanın ve yanlışın mücadelesi yatmaktadır. Hepimiz çevremize bir bakalım. Kimler doğrudan yana, kimler yanlıştan yana? Doğruların yanında yer alanlar ne istiyor, yanlışların yanında yer alanlar ne istiyor? İşte bunu çok iyi gözlemlediğimiz takdirde, gerçeği çok daha iyi görme noktasına geliriz. Doğru, her yerde, her konuda tektir. Ama yalanın ve yanlışın sayısı sınırsızdır. İkisinin arasındaki farkta budur. Yanılışın ve yalanın yanında yer alanlar, kendi çıkarını her şeyin üstünde tutan insanlardır. Doğrunun yanında yer alanlar ise, ülkenin geleceğini ve çıkarlarını ön planda tutan insanlardır. Ülkemizde gerçekten hizmet etmek isteyen ve bu bağlamda belli hedefler koyan çok değerli yöneticilerimiz vardır. Ancak ne yazık ki, bu yöneticilerimizin hem sayısı azdır, hem çevresi yanlış ve yalaka insanlarla çevrilidir. Bugün erozyona uğramamızın sebebi de, ekonomik, sosyal, kültürel ve sanat alanında çöküntüye düşmemizin nedeni de, yanlışı yanlışla düzeltmeye kalkmamızdandır. Yanlışı doğruyla düzeltme noktasında, gereken cesaret ve kararlılığı gösterebilsek, çok kısa sürede tüm kurumları adam gibi yönetir, ülkeyi de düzlüğe çıkarırız. Bugün bir çok kurumda yanlışlar doğru olarak yöneticilere empoze edilmeye çalışılıyor. Özü ve sözü bir ve beraber olan çıkar çevreleri, her ortamda yalanı doğruymuş gibi söylemekten kaçınmıyor. Bunlar son derece tehlikeli insanlardır. Zaten her türlü kötülüğün, pisliğin başında da bu çıkar çevrelerinin yalanları yatmaktadır. Her yanlışlık yalanla başlar. Sıkıştığı an yalana baş vuran insanlardan her türlü kötülük beklenir. Bunlar; görev yaptığı kurum için de, ülke için de çok tehlikeli tipler olarak karşımıza çıkmaktadır. Ülkemiz bugün ne çekiyorsa, bu yanlışların, bu yalanların yüzünden çekiyor... Yalanla başlayıp, yanlışla hayatını yaşam tarzı haline getiren insanlar, aslında bu ülkeyi soyup soğana çevirenlerdir. Her dönemde vurgunun, soygunun, talanın , ihale yolsuzluğunun önüne geçilemiyor. Devleti yönetenler bu işin üstesinden neden gelemediği de kafalarda hep soru işareti yaratıyor. Çünkü ülke sadece bir noktadan değil, her noktadan soyulmaya çalışılıyor. Bu gerçek manada ülkesini seven dürüst insanlar, ülkenin daha çok bataklığın içine sürüklenmesine duyarsız kalmamalı. Yalanın, talanın, yanlışın karşısında olan sayıları bir avuçta olsa, bu yürekli insanlar, harcanma pahasına da olsa harekete geçmelidirler. Zaten bu yürekli vatansever insanların sayesinde bu ülke bugüne kadar ayakta durmadı m? Ülkesini seven insanlar üzerlerindeki ölü toprağını atarak , ne pahasına mal olursa olsun, yanlışın karşısında, doğrunun yanında yer almalıdır. Bugün her alanda ve her konuda doğruyla yanlışın mücadelesi yapılıyor. Ülke yönetiminde bulunan her kademedeki yöneticilerimiz, yalana ve yanlışa prim vermemelidir. Kafalarını gömüldükleri kumun içerisinden çıkarıp çevrelerine bir baksınlar ve "Artık yeter" deyip doğrudan yana tavır koysunlar. Bu belki kolay değil ama, ülkenin geleceği için gereklidir. Özetle namuslu yöneticilerimiz, doğruyu savunmaktan çekinmemelidirler. Bu güzelim ülkeyi, daha fazla bataklığın içine sürüklemeye ve çekmeye çalışanlara izin verilmemelidir. Yalanla yatıp, yanlışla kalkanlara toplum olarak da gereken tepkiyi göstermeliyiz. Türkiye son 10 yılın getirdiği yanlışlarla dolu yönetim anlayışının sonucunda, başta ekonomi olmak üzere, sosyal, kültürel ve sanat alanında gerileme kaydeden tek ülke konumuna gelmiştir. Bunun da asıl nedeni, yalana ve yanlışa itibar edilmesi ve ortak olunmasıdır. Bu yalanın ve yanlışın önüne geçilmezse, gelen siyasi iktidarlar da aynı yolu izlemekten geri kalmayacaktır. Bugüne kadar yalanla, yanlışla hiçbir yere varılmadı. Artık yanlışa değil, doğruya itibar edilmelidir. Doğru yolda bugüne kadar kaybolan hiçbir insana rastlanmamıştır. Unutmayalım; doğru tespitler, doğru kararlar ülkemizin geleceğini daha iyi noktalara taşır.
Ekleme Tarihi: 23 Ekim 2021 - Cumartesi

DOĞRUYLA YALANIN MÜCADELESİ...

 

DOĞRUYLA YALANIN MÜCADELESİ...

Değerli okurlar daha önce yayınladığım bu yazımı gördüğüm lüzum üzerine bir daha yayınlıyorum. İster siyaset kurumunda olsun, ister kurum ve kuruluşlarda olsun. Aslında hayatımızın her safhasında karşı karşıya geldiğimiz anlaşmazlıkların temelinde doğruyla yalanın ve yanlışın mücadelesi yatmaktadır.

Hepimiz çevremize bir bakalım. Kimler doğrudan yana, kimler yanlıştan yana? Doğruların yanında yer alanlar ne istiyor, yanlışların yanında yer alanlar ne istiyor? İşte bunu çok iyi gözlemlediğimiz takdirde, gerçeği çok daha iyi görme noktasına geliriz. Doğru, her yerde, her konuda tektir. Ama yalanın ve yanlışın sayısı sınırsızdır. İkisinin arasındaki farkta budur.

Yanılışın ve yalanın yanında yer alanlar, kendi çıkarını her şeyin üstünde tutan insanlardır. Doğrunun yanında yer alanlar ise, ülkenin geleceğini ve çıkarlarını ön planda tutan insanlardır. Ülkemizde gerçekten hizmet etmek isteyen ve bu bağlamda belli hedefler koyan çok değerli yöneticilerimiz vardır. Ancak ne yazık ki, bu yöneticilerimizin hem sayısı azdır, hem çevresi yanlış ve yalaka insanlarla çevrilidir. Bugün erozyona uğramamızın sebebi de, ekonomik, sosyal, kültürel ve sanat alanında çöküntüye düşmemizin nedeni de, yanlışı yanlışla düzeltmeye kalkmamızdandır. Yanlışı doğruyla düzeltme noktasında, gereken cesaret ve kararlılığı gösterebilsek, çok kısa sürede tüm kurumları adam gibi yönetir, ülkeyi de düzlüğe çıkarırız.

Bugün bir çok kurumda yanlışlar doğru olarak yöneticilere empoze edilmeye çalışılıyor. Özü ve sözü bir ve beraber olan çıkar çevreleri, her ortamda yalanı doğruymuş gibi söylemekten kaçınmıyor. Bunlar son derece tehlikeli insanlardır. Zaten her türlü kötülüğün, pisliğin başında da bu çıkar çevrelerinin yalanları yatmaktadır.

Her yanlışlık yalanla başlar. Sıkıştığı an yalana baş vuran insanlardan her türlü kötülük beklenir. Bunlar; görev yaptığı kurum için de, ülke için de çok tehlikeli tipler olarak karşımıza çıkmaktadır. Ülkemiz bugün ne çekiyorsa, bu yanlışların, bu yalanların yüzünden çekiyor...

Yalanla başlayıp,

yanlışla hayatını yaşam tarzı haline getiren insanlar, aslında bu ülkeyi soyup soğana çevirenlerdir. Her dönemde vurgunun, soygunun, talanın , ihale yolsuzluğunun önüne geçilemiyor. Devleti yönetenler bu işin üstesinden neden gelemediği de kafalarda hep soru işareti yaratıyor. Çünkü ülke sadece bir noktadan değil, her noktadan soyulmaya çalışılıyor. Bu gerçek manada ülkesini seven dürüst insanlar, ülkenin daha çok bataklığın içine sürüklenmesine duyarsız kalmamalı. Yalanın, talanın, yanlışın karşısında olan sayıları bir avuçta olsa, bu yürekli insanlar, harcanma pahasına da olsa harekete geçmelidirler. Zaten bu yürekli vatansever insanların sayesinde bu ülke bugüne kadar ayakta durmadı m? Ülkesini seven insanlar üzerlerindeki ölü toprağını atarak , ne pahasına mal olursa olsun, yanlışın karşısında, doğrunun yanında yer almalıdır.

Bugün her alanda ve her konuda doğruyla yanlışın mücadelesi yapılıyor. Ülke yönetiminde bulunan her kademedeki yöneticilerimiz, yalana ve yanlışa prim vermemelidir. Kafalarını gömüldükleri kumun içerisinden çıkarıp çevrelerine bir baksınlar ve "Artık yeter" deyip doğrudan yana tavır koysunlar. Bu belki kolay değil ama, ülkenin geleceği için gereklidir. Özetle namuslu yöneticilerimiz, doğruyu savunmaktan çekinmemelidirler.

Bu güzelim ülkeyi, daha fazla bataklığın içine sürüklemeye ve çekmeye çalışanlara izin verilmemelidir. Yalanla yatıp, yanlışla kalkanlara toplum olarak da gereken tepkiyi göstermeliyiz.

Türkiye son 10 yılın getirdiği yanlışlarla dolu yönetim anlayışının sonucunda, başta ekonomi olmak üzere, sosyal, kültürel ve sanat alanında gerileme kaydeden tek ülke konumuna gelmiştir. Bunun da asıl nedeni, yalana ve yanlışa itibar edilmesi ve ortak olunmasıdır. Bu yalanın ve yanlışın önüne geçilmezse, gelen siyasi iktidarlar da aynı yolu izlemekten geri kalmayacaktır. Bugüne kadar yalanla, yanlışla hiçbir yere varılmadı. Artık yanlışa değil, doğruya itibar edilmelidir. Doğru yolda bugüne kadar kaybolan hiçbir insana rastlanmamıştır. Unutmayalım; doğru tespitler, doğru kararlar ülkemizin geleceğini daha iyi noktalara taşır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber380.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.