Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
DÜZCE YEREL HABER Haber Girişi: 04.08.2022 - 22:07, Güncelleme: 04.08.2022 - 22:09

CHP BURSA MİLLETVEKİLİ ORHAN SARIBAL HABER MERKEZİMİZE ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR YAPTI

 

CHP BURSA MİLLETVEKİLİ ORHAN SARIBAL HABER MERKEZİMİZE ÖNEMLİ AÇIKLAMALAR YAPTI

CHP Bursa Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı ve Tarımdan sorumlu Orhan Sarıbal 3-8 2022 Çarşamba günü Akçakoca Chp teşkilatının davetlisi olarak Akçakoca'ya geldiğinde fındık alım fiyatları, gıda krizi ve tahıl koridoruna yönelik önemli açıklamalarda bulundu.
    Bursa Chp Milletvekili Orhan Sarıbal ile Haber Merkezimiz Müdürü İbrahim Tuzcu İle Özel Bir Roprtaj Yaptı Sayın Vekilim Fındık Konusunda Neler Söyleyeceksiniz "Fındık özgür değil, fındığın fiyatını iktidar belirleyemiyor. Fındığın fiyatını fındık tekelleri belirliyor. Örneğin dünya kabuklu meyve üreticileri yapısı var. Burası aylar önce 650 bin ton fındık rekoltesi belirledi, daha sonra Türkiye'de, Karadeniz'de içinde Ticaret Odası'nın ve birçok kurumun olduğu komiteler kuruldu. Bunlar Tarım ilçe müdürlükleri aracılığıyla çıktılar, gezdiler, yaklaşık 2 ay tarama yaptılar ve yine 650 bin ton rekolte çıktı. Yani aslında fındığın rekoltesini başkaları belirledi, bizimkiler de onu teyit ettiler. Çünkü fındık rekoltesi ne kadar yüksek görülürse elbette fiyatı da ona göre açıklanır. Düşük rekolte olunca fiyat yükseliyor ama yüksek rekolte olunca fiyat düşüyor. Yakın tarihte Toprak Mahsulleri Ofisi 40 ila 46 lira gibi fiyatlarla piyasa ürün sattı, diğer firmalara verdi. Geçen sene de aynı şeyi yaptılar, piyasayı aşağıda tutarak aslında fiyat altyapısı oluşturdular. Piyasa, TMO'nun piyasayı regülasyonu ile oluştu ama bunların arkasında çokuluslu firmalar var. Bir İtalyan firması var,  bunu herkes biliyor! Buradan bakıldığında çiftçinin kendi ürününün fiyatını belirleyemediği tarihsel bir dönemden geçiyoruz”  Sayın Vekilim Çiftçiye Sorarak Fiyat Belirleseler Doğru Olmaz mı   “ Geçen yıl mazot 7 liraydı şu anda 26 liraya yükseldi, yaklaşık 4 kat fiyat farkı var. Geçen sene 26-27 liraya fiyat açıkladılar. Sadece mazot üzerinden baksanız dahi çiftçinin zarar ettiğini görürsünüz. En ucuz gübre 3 kat zamlandı. Tarım ilacına baktığınızda 3 kat ile 5 kat arasında arttı. TMO veya diğer kurumlar 25-26-27 liraya aldıkları fındığı 45-46'ya piyasaya sattılar. Alırken ucuz aldılar, satarken pahalı sattılar. Yeni fiyat belirlenirken 'çiftçiye sorduk böyle dedi' diyor. Böyle bir şey olmaz! Çiftçi maliyet hesabı yapamayabilir; Kaldı ki ben hiçbir çiftçinin 45-54 arası bir fiyat söylediğini bilmiyorum. 70 lira civarında bir fiyat bekleniyordu. Bugüne kadar hiçbir zaman 3 doların altına düşmemiş çiftçiden fındık alımı, genelde 4 dolar civarında seyreder. Yurtdışına satışı da 10 dolar ve üzerinde bir rakamla olurdu. Böyle baktığımızda 2,7 dolara denk gelmekte 54 lira. Tarihin en düşük dolar bazında fiyatıdır. Çiftçi gübreyi, mazotu, ilacı dolar üzerinden alıyor, bir tek işçilik olarak TL üzerinden değerlendirilebilir ama bunun dışında temel girdiler ithal. Bunların fiyatlarına baktığınızda kocaman bir farklılık çıkıyor. Biz 3- 4-5 kat istemedik ama en azından bir çiftçi 1 ton fındık sattığında ne kadar mazot alıyorsa, ne kadar gübre, ilaç alıyorsa; bugün de 1 ton fındık sattığında aynısını alabilmeli. Bu fiyatla bu mümkün değil. 54 lira fiyatı bilinçli olarak yabancı tekellerine ve TMO'nun regüle ettiği, sadece ihracat kolaylığı sağladığı bir noktadır.   Sayın Vekilim Türkiye’de Gida Krizi Varmı Gıda krizi ve kıtlık dediğimizde; Türkiye'de 2 tip gıda ve üretim krizi var. Birinci kriz; Türkiye'de AKP döneminde hemen hemen nüfus yüzde 36 oranında artmışken, tarım ürünlerinde bu oranda artış söz konusu değil. Dolayısıyla Türkiye dışa bağımlı birçok üründe. Bu da 'Türkiye gıda ürünlerini Dolar bazında değerlendirmek zorundadır' demektir. Bunu ithalat ürünleri açısından söylüyorum. 27 milyon ton hayvancılık yeminin yarısından fazlası dışarıdan gelmekte, 13-14 milyon ton! Bu dolarla geliyor, doların durumu fiyat olarak gıdanın da durumunu etkileyecektir. Sadece bu da değil; işlenen, paketlenen, gıdaya dönüştürülen tarım ürünlerinde elektrik, işçilik, diğer vergiler, asgari ücret, diğer bütün ambalaj malzemeleri bunlar da çok etkileyecektir fiyatları. Türkiye'de şu anda fiyat ve gıda açısından bir gıda krizi var ama asıl kriz; tüketicinin geliri düşük olduğu için istediği miktarda ürün alamamaktadır. Bu da gıda krizinin görünmeyen öbür parçasıdır. İnsanlar kalıp peyniri 3-4 parçaya böldürerek alıyorlar. 1 kilo peynir, 1 kilo et alabilen çok çok nadir. Beyaz et bile fiyatı çok yükselen ürünler haline dönüştü. Tek nedeni; üretim maliyetleri çok yüksek, TL dolar karşısında değer kaybediyor ve ne yazık ki birçok üründe dövize bağlıyız. Bu yüzden Türkiye'de ne tarım ne de gıda krizi biter. Kişilerin gelirine baktığımızda, çalışan nüfusun yüzde 45'inin asgari ücretle çalıştığına, 20 milyon insanın açlık sınırı altında yaşadığını, 60 milyon insanın yoksulluk sınırı altında olduğunu göz önüne aldığımızda Türkiye'de gıda krizinin hem üretim hem de alım gücü açısından devam ettiğini, büyüdüğünü, hatta kişilerin gelirleri üzerinden bir kıtlığın olduğunu söyleyebilirim. Parası karnını doyurmaya yetmiyor, 1 milyondan fazla insan bu topraklarda her gün aç yatağa giriyor."  . AKP ve saray iktidarı bizim bu ülkenin zengin topraklarında yoksul, göç eden çiftçiler yarattı. AKP herkesin tüketici olduğu, üretmeyip tüketen çiftçilere dönüştürdüğü için kendi toprakları bomboş yatarken, onlar ithalatı tercih ettikleri için, kendi çiftçisini dünya borsasında rekabet ettirip, göçe zorlayıp, mülksüzleştirdikleri için, nüfus yoğunluğu karşısında üretim eksikliği için bizi dışarı muhtaç etmiştir. Sen dışarıya muhtaç olmayacak, kendi gıda güvencesini sağlamış bir ülkeyi, gıda güvencesiz hale getirmişsen, yabancı büyük 4-5 şirkete muhtaç etmişseniz, bugün de savaş sonrası bir ürün çıkmasını alkışlıyorsanız, bu sizin düzeninizin bozukluğunu ortaya koyar. Hem bozacaksınız, oradan bir parantez açılacak onun için size teşekkür edeceğiz, hadi oradan ya! Niye teşekkür edelim! Bu toplumdan, bu ülkenin çiftçisinden, halkından özür dilemeleri gerekiyor bunların" dedi.   Yarattıkları zulüm, yoksulluk düzeninden dolayı bu halk hala bir şey yapmamışsa, hala yüksek sesle itirazları yoksa baskılardan dolayıdır. Sen bozuk düzen yaratacaksın, o bozuk düzenin bedelini halka edeceksin, dünya halklarına ödeteceksin, o düzenin bir parçası olacaksın, teknolojiden, sermayeden yoksun hale getireceksin, kendi suyuna, toprağına ekim yapamayacak hale getireceksin, , dünyanın bütün üretim-tahıl dengesini bozacaksın, belirli şirketlere teslim edeceksin, bir savaş, kriz çıktığında da yoksul halk gıdaya ulaşamadığında o savaştan nemalanıp bir başarı öyküsü yaratacaksın öyle mi? İnsan utanır. Sayın Vekilim Fındık Fiyatından Üretici Şikayetçi Bunun İçin Neler Söyleyeceksin Ülkemizin fındık alanında “tekel” konumunda olduğunu ve dünya fındık üretiminin %70’ni karşıladığını belirten Sarıbal, “AKP, tekel olduğumuz üründe bile çiftçiyi memnun edemiyor. Fındık bugün kartellerin eline teslim edilmiş durumda” dedi. Tarım girdilerinin son bir yılda 3 kat artmasından dolayı fındık çiftçisinin ilaç, budama, toprak işleme, işçilik gibi maliyetlerinin de aynı şekilde arttığını belirten Sarıbal, şöyle devam etti: Girdiler 3 kat arttı “Fındık üreticisi artan maliyetler karşısında fındığın kilosu için 75-85 lira arasında fiyat talep ediyor. Son 5 yıldır Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) fındığın kilosunu ortalama 3 dolardan alıyor. Bugünkü kurla 54 lira ediyor. Ama bu fiyat çiftçinin beklentilerinin çok altında. Artan maliyetler ve çiftçinin refah payı düşünüldüğünde fındığa verilecek alım fiyatının 70 liranın altında olmaması gerekiyor. Çünkü girdi gübre, budama, ilaç, toprak işleme, işçilik gibi maliyetler son bir yılda en az 3 kat arttı. Üretiminde söz sahibi olduğumuz fındığın fiyatı AKP eliyle şirketlere peşkeş çekilmemelidir. Fındığı serbest piyasadan ziyade TMO’nun, maliyet artı çiftçinin refah payını içeren bir fiyat belirlemelidir. Bu fiyat da en az 70 lira olmalıdır.” 2015 yılında 12 dolara sattık Türkiye’nin en önemli ihracat kalemlerinden olan fındığın kilosunun 2015 yılında 12 dolara ihraç edildiğini anımsatan Sarıbal, bugün bu fiyatın 6 doların altına kadar gerilediğini belirtti. Üretiminde tekel olduğumuz fındığın fiyatının yabancı şirketlerin eliyle oluşturulduğunu belirten Sarıbal, “Üretiminde söz sahibi olduğumuz fındığın satışında, pazarlamasında hiçbir sözümüz kalmamış durumda. Elimizdeki bu gücümüzü kullanamıyoruz. AKP de fındık üreticisini yabancı şirketlerin, kartellerin insafına terk etmiş, gereken desteği vermemek için elinden geleni ardına koymuyor. Örneği, fındık üreticilerine verilen alan bazlı destek miktarı 2015 yılından beri sabit. Son yedi yıldır çiftçiye ortalama 850 milyon lira alan bazlı destek veriliyor. Girdiler artıyor, enflasyon artıyor ama çiftçiye verilen destek sabit kalıyor. Fındık üreticisi sahipsiz bırakılmıştır Sayın vekilim çok teşekkür ederim
CHP Bursa Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı ve Tarımdan sorumlu Orhan Sarıbal 3-8 2022 Çarşamba günü Akçakoca Chp teşkilatının davetlisi olarak Akçakoca'ya geldiğinde fındık alım fiyatları, gıda krizi ve tahıl koridoruna yönelik önemli açıklamalarda bulundu.

 

 

Bursa Chp Milletvekili Orhan Sarıbal ile Haber Merkezimiz Müdürü İbrahim Tuzcu İle Özel Bir Roprtaj Yaptı

Sayın Vekilim Fındık Konusunda Neler Söyleyeceksiniz

"Fındık özgür değil, fındığın fiyatını iktidar belirleyemiyor. Fındığın fiyatını fındık tekelleri belirliyor. Örneğin dünya kabuklu meyve üreticileri yapısı var. Burası aylar önce 650 bin ton fındık rekoltesi belirledi, daha sonra Türkiye'de, Karadeniz'de içinde Ticaret Odası'nın ve birçok kurumun olduğu komiteler kuruldu. Bunlar Tarım ilçe müdürlükleri aracılığıyla çıktılar, gezdiler, yaklaşık 2 ay tarama yaptılar ve yine 650 bin ton rekolte çıktı. Yani aslında fındığın rekoltesini başkaları belirledi, bizimkiler de onu teyit ettiler. Çünkü fındık rekoltesi ne kadar yüksek görülürse elbette fiyatı da ona göre açıklanır. Düşük rekolte olunca fiyat yükseliyor ama yüksek rekolte olunca fiyat düşüyor. Yakın tarihte Toprak Mahsulleri Ofisi 40 ila 46 lira gibi fiyatlarla piyasa ürün sattı, diğer firmalara verdi. Geçen sene de aynı şeyi yaptılar, piyasayı aşağıda tutarak aslında fiyat altyapısı oluşturdular. Piyasa, TMO'nun piyasayı regülasyonu ile oluştu ama bunların arkasında çokuluslu firmalar var. Bir İtalyan firması var,  bunu herkes biliyor! Buradan bakıldığında çiftçinin kendi ürününün fiyatını belirleyemediği tarihsel bir dönemden geçiyoruz” 

Sayın Vekilim Çiftçiye Sorarak Fiyat Belirleseler Doğru Olmaz mı

 

“ Geçen yıl mazot 7 liraydı şu anda 26 liraya yükseldi, yaklaşık 4 kat fiyat farkı var. Geçen sene 26-27 liraya fiyat açıkladılar. Sadece mazot üzerinden baksanız dahi çiftçinin zarar ettiğini görürsünüz. En ucuz gübre 3 kat zamlandı. Tarım ilacına baktığınızda 3 kat ile 5 kat arasında arttı. TMO veya diğer kurumlar 25-26-27 liraya aldıkları fındığı 45-46'ya piyasaya sattılar. Alırken ucuz aldılar, satarken pahalı sattılar. Yeni fiyat belirlenirken 'çiftçiye sorduk böyle dedi' diyor. Böyle bir şey olmaz! Çiftçi maliyet hesabı yapamayabilir; Kaldı ki ben hiçbir çiftçinin 45-54 arası bir fiyat söylediğini bilmiyorum. 70 lira civarında bir fiyat bekleniyordu. Bugüne kadar hiçbir zaman 3 doların altına düşmemiş çiftçiden fındık alımı, genelde 4 dolar civarında seyreder. Yurtdışına satışı da 10 dolar ve üzerinde bir rakamla olurdu. Böyle baktığımızda 2,7 dolara denk gelmekte 54 lira. Tarihin en düşük dolar bazında fiyatıdır. Çiftçi gübreyi, mazotu, ilacı dolar üzerinden alıyor, bir tek işçilik olarak TL üzerinden değerlendirilebilir ama bunun dışında temel girdiler ithal. Bunların fiyatlarına baktığınızda kocaman bir farklılık çıkıyor. Biz 3- 4-5 kat istemedik ama en azından bir çiftçi 1 ton fındık sattığında ne kadar mazot alıyorsa, ne kadar gübre, ilaç alıyorsa; bugün de 1 ton fındık sattığında aynısını alabilmeli. Bu fiyatla bu mümkün değil. 54 lira fiyatı bilinçli olarak yabancı tekellerine ve TMO'nun regüle ettiği, sadece ihracat kolaylığı sağladığı bir noktadır.  

Sayın Vekilim Türkiye’de Gida Krizi Varmı

Gıda krizi ve kıtlık dediğimizde; Türkiye'de 2 tip gıda ve üretim krizi var. Birinci kriz; Türkiye'de AKP döneminde hemen hemen nüfus yüzde 36 oranında artmışken, tarım ürünlerinde bu oranda artış söz konusu değil. Dolayısıyla Türkiye dışa bağımlı birçok üründe. Bu da 'Türkiye gıda ürünlerini Dolar bazında değerlendirmek zorundadır' demektir. Bunu ithalat ürünleri açısından söylüyorum. 27 milyon ton hayvancılık yeminin yarısından fazlası dışarıdan gelmekte, 13-14 milyon ton! Bu dolarla geliyor, doların durumu fiyat olarak gıdanın da durumunu etkileyecektir. Sadece bu da değil; işlenen, paketlenen, gıdaya dönüştürülen tarım ürünlerinde elektrik, işçilik, diğer vergiler, asgari ücret, diğer bütün ambalaj malzemeleri bunlar da çok etkileyecektir fiyatları. Türkiye'de şu anda fiyat ve gıda açısından bir gıda krizi var ama asıl kriz; tüketicinin geliri düşük olduğu için istediği miktarda ürün alamamaktadır. Bu da gıda krizinin görünmeyen öbür parçasıdır. İnsanlar kalıp peyniri 3-4 parçaya böldürerek alıyorlar. 1 kilo peynir, 1 kilo et alabilen çok çok nadir. Beyaz et bile fiyatı çok yükselen ürünler haline dönüştü. Tek nedeni; üretim maliyetleri çok yüksek, TL dolar karşısında değer kaybediyor ve ne yazık ki birçok üründe dövize bağlıyız. Bu yüzden Türkiye'de ne tarım ne de gıda krizi biter. Kişilerin gelirine baktığımızda, çalışan nüfusun yüzde 45'inin asgari ücretle çalıştığına, 20 milyon insanın açlık sınırı altında yaşadığını, 60 milyon insanın yoksulluk sınırı altında olduğunu göz önüne aldığımızda Türkiye'de gıda krizinin hem üretim hem de alım gücü açısından devam ettiğini, büyüdüğünü, hatta kişilerin gelirleri üzerinden bir kıtlığın olduğunu söyleyebilirim. Parası karnını doyurmaya yetmiyor, 1 milyondan fazla insan bu topraklarda her gün aç yatağa giriyor." 

. AKP ve saray iktidarı bizim bu ülkenin zengin topraklarında yoksul, göç eden çiftçiler yarattı. AKP herkesin tüketici olduğu, üretmeyip tüketen çiftçilere dönüştürdüğü için kendi toprakları bomboş yatarken, onlar ithalatı tercih ettikleri için, kendi çiftçisini dünya borsasında rekabet ettirip, göçe zorlayıp, mülksüzleştirdikleri için, nüfus yoğunluğu karşısında üretim eksikliği için bizi dışarı muhtaç etmiştir. Sen dışarıya muhtaç olmayacak, kendi gıda güvencesini sağlamış bir ülkeyi, gıda güvencesiz hale getirmişsen, yabancı büyük 4-5 şirkete muhtaç etmişseniz, bugün de savaş sonrası bir ürün çıkmasını alkışlıyorsanız, bu sizin düzeninizin bozukluğunu ortaya koyar. Hem bozacaksınız, oradan bir parantez açılacak onun için size teşekkür edeceğiz, hadi oradan ya! Niye teşekkür edelim! Bu toplumdan, bu ülkenin çiftçisinden, halkından özür dilemeleri gerekiyor bunların" dedi.  

Yarattıkları zulüm, yoksulluk düzeninden dolayı bu halk hala bir şey yapmamışsa, hala yüksek sesle itirazları yoksa baskılardan dolayıdır. Sen bozuk düzen yaratacaksın, o bozuk düzenin bedelini halka edeceksin, dünya halklarına ödeteceksin, o düzenin bir parçası olacaksın, teknolojiden, sermayeden yoksun hale getireceksin, kendi suyuna, toprağına ekim yapamayacak hale getireceksin, , dünyanın bütün üretim-tahıl dengesini bozacaksın, belirli şirketlere teslim edeceksin, bir savaş, kriz çıktığında da yoksul halk gıdaya ulaşamadığında o savaştan nemalanıp bir başarı öyküsü yaratacaksın öyle mi? İnsan utanır.

Sayın Vekilim Fındık Fiyatından Üretici Şikayetçi Bunun İçin Neler Söyleyeceksin

Ülkemizin fındık alanında “tekel” konumunda olduğunu ve dünya fındık üretiminin %70’ni karşıladığını belirten Sarıbal, “AKP, tekel olduğumuz üründe bile çiftçiyi memnun edemiyor. Fındık bugün kartellerin eline teslim edilmiş durumda” dedi. Tarım girdilerinin son bir yılda 3 kat artmasından dolayı fındık çiftçisinin ilaç, budama, toprak işleme, işçilik gibi maliyetlerinin de aynı şekilde arttığını belirten Sarıbal, şöyle devam etti: Girdiler 3 kat arttı “Fındık üreticisi artan maliyetler karşısında fındığın kilosu için 75-85 lira arasında fiyat talep ediyor. Son 5 yıldır Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) fındığın kilosunu ortalama 3 dolardan alıyor. Bugünkü kurla 54 lira ediyor. Ama bu fiyat çiftçinin beklentilerinin çok altında. Artan maliyetler ve çiftçinin refah payı düşünüldüğünde fındığa verilecek alım fiyatının 70 liranın altında olmaması gerekiyor. Çünkü girdi gübre, budama, ilaç, toprak işleme, işçilik gibi maliyetler son bir yılda en az 3 kat arttı. Üretiminde söz sahibi olduğumuz fındığın fiyatı AKP eliyle şirketlere peşkeş çekilmemelidir. Fındığı serbest piyasadan ziyade TMO’nun, maliyet artı çiftçinin refah payını içeren bir fiyat belirlemelidir. Bu fiyat da en az 70 lira olmalıdır.” 2015 yılında 12 dolara sattık Türkiye’nin en önemli ihracat kalemlerinden olan fındığın kilosunun 2015 yılında 12 dolara ihraç edildiğini anımsatan Sarıbal, bugün bu fiyatın 6 doların altına kadar gerilediğini belirtti. Üretiminde tekel olduğumuz fındığın fiyatının yabancı şirketlerin eliyle oluşturulduğunu belirten Sarıbal, “Üretiminde söz sahibi olduğumuz fındığın satışında, pazarlamasında hiçbir sözümüz kalmamış durumda. Elimizdeki bu gücümüzü kullanamıyoruz. AKP de fındık üreticisini yabancı şirketlerin, kartellerin insafına terk etmiş, gereken desteği vermemek için elinden geleni ardına koymuyor. Örneği, fındık üreticilerine verilen alan bazlı destek miktarı 2015 yılından beri sabit. Son yedi yıldır çiftçiye ortalama 850 milyon lira alan bazlı destek veriliyor. Girdiler artıyor, enflasyon artıyor ama çiftçiye verilen destek sabit kalıyor. Fındık üreticisi sahipsiz bırakılmıştır

Sayın vekilim çok teşekkür ederim

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve haber380.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.